Menu

(1)- UYUŞTURUCU KULLANIM ALIŞKANLIĞI

Dikkat! Bu yazı, “Uyuşturucu Kullanım Alışkanlığının Bırakılması” konusuyla ilgilidir.

AMACI: “İlaçla Tedavi” yaklaşımının etkisiz, yetersiz, çözümsüz ya da çaresiz kaldığı noktaları belirleyerek;

  1. Durumun neden böyle olduğunu sorgulamaktır.
  2. Soruna farklı bir açıdan bakınca, aslında çözümün kolay olduğunu algılayabilmektir.
  3. Çözüm için önerdiğimiz “BİBSON® YÖNTEMİ”nin farkını ortaya koymaktır.

Eğer sorun varsa ve gerçekten çözmek istiyorsanız; sitemizin “Uyuşturucu Kullanım Alışkanlığı” menüsündeki diğer yazıları da sırasıyla, açık bir zihinle okuyunuz. Hepsi bir Bütündür ve çıkmak isteyene bir çıkış kapısı aralıyor…

 

MEVCUT DURUM!

Uyuşturucu madde kullanımı tüm dünya ülkelerinde yayılıyor. Sorun çok ciddi, büyük ve derin. Bu nedenle Devletin tüm Kurumları sorunun çözümü için seferber oluyor. Çünkü toplumun ve insanlığın geleceğini tehdit eden önemli bir sorun. Sadece beden sağlığını değil; tüm kişiliği, ahlakı ve ruhsal dengeyi bozan bir sorun. Tüm aileyi ve çevreyi etkileyen, perişan eden bir sorun. Peki ya çözüm ne durumda?

AMATEM/ ÇAMATEM benzeri “Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri” var. Denetimli Serbestlik Takip ve Eğitim Merkezleri var. Resmi/ Özel Tedavi Klinikleri, Rehabilitasyon Merkezleri, Aile Gençlik Danışma Merkezleri, farklı isimler altında Vakıflar ve Gönüllü Dernekler v.b. çözüm amaçlı oluşumlar var. Buralarda uygulanan çok çeşitli ve farklı “Tedavi Programı ve Uygulamalar” var. İyi ki VAR, çünkü hiç yoktan iyidir. Ancak…!

Ancak, çözüm kadar çözümsüzlükler de var. Etkisiz, yetersiz ve çaresiz kalınan noktalar da var. Hatta ortaya çıkan yeni vahim sorunlar da var. Bunların ne olduğunu, yaşayanlar çok yakından biliyor…

Örneğin; uyuşturucuyu bırakırken, ilaç bağımlısı olmak gibi… Tedavi amacıyla bir merkezde yatarken; diğer kullanıcılarla tanışıp farklı maddeler, yollar, yöntemler ve işler öğrenip hepten dağıtmak gibi…

Bu gibi gerçekçi nedenlerle, kullanıcılar/aileler çok mecbur kalmadıkça bu merkezlere gitmek istemiyor. Buralarda deşifre olmak, fişlenmek istemeyenler de var. Gitmedikçe sorun devam ediyor. Kendi başlarına da sorunu çözemiyorlar…

Sorun bu kadarla da sınırlı değil. Bu merkezlere de madde girebiliyor. Çünkü madde kullananlar ve tedarikçiler sınır tanımıyor. Her yere sokmanın bir yolunu buluyorlar…

Bir başka olumsuz durum; 2-3-6 ay yatarak tedavi gördükten sonra bile, çıktıkları gün ya da en kısa sürede tekrar kullanmaya devam edenlerin, tedaviyi sorgulatan tablosudur. Sönen umutlar, yıkılan hayaller ve ailelerin yaşadığı çaresizlik duygusu…  

Diyelim her şey olumlu sonuçlandı, harika. Bu kez de daha önce yıllarca yaşanmış güvensizlik nedeniyle oluşan; “Acaba mı, yine bir kaçamak ya da yalan var mı, bizimki kimlerle görüşüyor, bu saatte kimlerle nerede, telefonla gizli gizli ne konuşuyor gibi…” Denetim ve kontrol çabaları nedeniyle oluşan istenmeyen iletişim sorunları olmaya başlıyor. Sorun bir boyutta biterken, başka boyutta devam ediyor…

Önemli bir ilave daha var. Uyuşturucuyu bırakanlar sigarayı çoğaltıyor. Zaten sigara, uyuşturucuya başlamanın ilk adımı ve tetikçisidir. Sigara içimi çoğaldıkça, uyuş(tur)ma etkisi yaşanıyor. Uyuşturucu anıları tetikleniyor. Bu işin bir yanı…

Diğer yandan; madde kullanmayı bırakmış da olsalar, genelde işe güce de gitmeyip evde kalıyorlar. Can sıkıntısından içilen sigara 2-3 pakete çıkabiliyor. Bedava değil. Tabii ki uyku düzeni de alt üst. Ailevi, sosyal ve ekonomik diğer sorunları yazmayalım…

Bunları yazmaktaki amacımız karamsar bir tablo çizmek değildir. Tam aksine, mevcut genel durumu bütünüyle değerlendirip; “Bütünsel ve kalıcı bir çözüm nasıl olur”, bunu ortaya çıkarabilmek… Asıl amacımız budur!

Eğer sizin ya da bir yakınınızın “Uyuşturucu Kullanım Alışkanlığı” varsa ve Bütünsel ve kalıcı bir çözüm arıyorsanız; bir sonraki yazıyı okumaya devam ediniz…

(2)-TANI KAYNAKLI TEDAVİ AÇMAZI